Hekimin mesleğini uygularken ihtiyaç duyduğu klinik özgürlüğün sağlanması esastır. Bu özgürlüğü engelleyebilecek her türlü baskı girişimi, hekimlik mesleğinin doğasıyla çelişir.
Özellikle adli hekimlik alanında sorun oluşturabilecek bu tür durumlarda hekim; Cumhuriyet Savcılığı’na, Türk Tabipleri Birliği’ne, Dünya Hekimler Birliği’ne ve iç hukuk yollarının tüketilmesi halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilir.
Hekim, mesleğini uygularken bazı durumlarda yasal, politik, toplumsal, estetik veya ekonomik değerlerle etik ilkeler arasında çatışma yaşayabilir.
Bu tür etik ikilemlerin çözümünde hekimin özgür ve bağımsız karar verme hakkı bulunmalıdır. Hekim, mesleki kararlarını bilimsel ve etik ilkeler doğrultusunda verebilmelidir.
Tıp eğitimi sırasında çağdaş tıbbi gelişmeler ve yüksek teknolojinin kullanım alanlarıyla tanışan hekimin, meslek yaşamında da bu imkânlardan yararlanmayı istemesi doğal bir haktır.
Hekim, tanı ve tedavi sürecinde mevcut kurumun imkânları yetersiz kaldığında hastasını daha ileri bir merkeze sevk edebilir.
Hasta-hekim ilişkisinde hastanın değerlerine saygı duyulması gerektiği gibi, hekimin de kendi değerlerini koruma hakkı vardır.
Hekim, hastanın sağlığı açısından olumsuzluk oluşturmamak kaydıyla kendi değerlerini savunabilir. Hiçbir hekim, kendi değerlerine ters düşen uygulamalara zorlanmamalıdır.
Hekim, mesleğini uygularken kendi sağlığını riske atmayacak çalışma koşullarını talep etme hakkına sahiptir.
Özellikle bulaşma riski yüksek hastalıklarda, hekimin kendi sağlığını koruma hakkı dikkate alınmalıdır. Sağlık hizmeti sunulurken hem hastanın hem de hekimin güvenliği gözetilmelidir.
Hekimlik mesleğindeki gelişmeleri takip etmek, sürekli mesleki eğitim ve kişisel gelişim gerektirir. Kitap, dergi, bilimsel yayın, kongre ve mesleki eğitim giderleri hekimin mesleki niteliğini koruyabilmesi için önemlidir.
Hekimlerin ağır bilgi birikimi, yoğun emek ve risk gerektiren hizmetlerinin karşılığı adil şekilde ödenmelidir. Hekim, mesleğinin sorumluluklarına uygun bir gelir düzeyi talep etme hakkına sahiptir.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde güven yer alır. Hekim, kendisine güven duymayan veya tedavi sürecini sağlıklı biçimde yürütmeyi imkânsız hale getiren hastayı reddetme hakkına sahip olmalıdır.
Ancak bu hak; acil yardım, resmi görev veya insani sorumluluk gerektiren haller dışında geçerlidir. Hekim, mesleki veya kişisel nedenlerle hastaya bakmama hakkını kullanabilir.
Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 18. maddesi uyarınca, tabip veya diş tabibi acil yardım, resmi veya insani görevin yerine getirilmesi halleri dışında mesleki ya da kişisel nedenlerle hastaya bakmayabilir.
Hekim, görev yaptığı kurumda ve ülke genelinde sağlık hizmetlerini ilgilendiren yönetsel süreçlere katılma hakkına sahip olmalıdır.
Sağlıkla ilgili mevzuat hazırlanırken hekimlerin görüşlerinin alınması, sağlık hizmetlerinin daha sağlıklı ve uygulanabilir biçimde düzenlenmesine katkı sağlar.
Hekim, ihtiyaç duyduğu durumlarda konsültasyon isteme hakkına sahiptir. Bu danışmanlık; tanı, tedavi ve takip süreçlerinde gerekli olabileceği gibi etik sorunlarda da gerekebilir.
Hekim, etik karar vermekte zorlandığı durumlarda klinik etik alanında uzman kişilerden danışmanlık talep edebilmelidir.
Hekim, bilimsel gereklere uygun biçimde tanı koyar ve gerekli tedaviyi uygular. Ancak her tedavinin kesin olarak iyileşme ile sonuçlanması garanti edilemez.
Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 13. maddesine göre, hekimin bilimsel esaslara uygun biçimde yaptığı çalışmaların şifa ile sonuçlanmamasından dolayı deontoloji bakımından eleştirilmesi doğru değildir.
Hekimden hastasına gerekli özeni göstermesi, bilgi ve belgeleri doğru şekilde kaydetmesi, hastayı hastalığı ve tedavisi hakkında bilgilendirmesi beklenir. Bu işlemlerin tamamı dikkat ve zaman gerektirir.
Bu nedenle hekimin, hastalarına yeterli zamanı ayırabileceği çalışma düzeninde hizmet vermesi gerekir. Bir hekimin poliklinikte günde 20 hastadan fazlasına bakmama hakkı olduğu belirtilmektedir.
Hekim, meslek sırrının söz konusu olduğu durumlarda tanıklıktan çekilme hakkına sahiptir.
Hasta mahremiyeti ve meslek sırrı, hekimlik mesleğinin temel unsurlarından biridir. Bu nedenle hekimin, hastasına ait gizli bilgileri koruma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bir hastalığın tedavisinde aynı anda birden fazla yöntem uygulanabiliyorsa, hekim bu yöntemlerden uygun olanı seçme hakkına sahiptir.
Ancak hekim, uzun zamandır bilinen, bilimsel olarak kabul edilmiş ve genel uygulama alanı bulunan yöntemlere öncelik vermelidir.
Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 6. maddesine göre tabip ve diş tabibi, mesleğini uygularken hiçbir etki ve baskıya kapılmadan vicdani ve mesleki görüşüne göre davranır.
Acil durumlarda hastaya müdahale edilmemesi, hekimin hukuki sorumluluğunu doğurabilir. Ancak günümüzde acil sağlık hizmetlerinin ambulans sistemiyle yürütülmesi büyük önem taşır.
Acil durumlarda, hekime ulaşmaya çalışmak yerine hastanın en kısa sürede imkânları yeterli bir sağlık kuruluşuna nakledilmesi gerekebilir. Ambulans ve acil sağlık sistemi, hastanın hızlı ve güvenli şekilde uygun merkeze ulaştırılması için kullanılmalıdır.
Bu nedenle acil sağlık hizmetlerinde sorumluluk yalnızca hekime değil, hastanın zamanında ve doğru sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını sağlayacak tüm sisteme aittir.
Sizlere daha iyi hizmet verebilmek adına, çerezler vasıtasıyla, ne tür kişisel verilerinizin hangi amaçla toplandığı ve nasıl işlendiği konularında, kısaca bilgi sahibi olmak için lütfen bu Çerez Politikasını okuyunuz.